ROMA
Tersten okununca ‘’Amor’’ . Adında aşk saklı şehir.! ‘’ Bütün
yollar Roma’ya çıkar ’’ sözü ironi midir bu durumda siz karar verin . Bu
şehri görmeden ölmediğinizde kendinizi şanslı hissetmeniz muhtemel . Atmosferi
ilaç gibi , insanın ruhuna iyi geliyor . İtalya’da şimdiye kadar 5 şehir görmüş
olsam da Roma bir yana Dünya bir yana .
İlk olarak bu yazıyı hazırlamadan önce , tarih doktorası yapan İtalyan bir
arkadaşımdan sizlere aktarmak üzere , Roma hakkında bir takım bilgiler aldığımı
söylemeliyim . Önce bu bilgilerden başlayalım isterseniz. Chris ’e ‘’Çoğu turistin es geçtiği ama mutlaka
görülmesi gereken’’ yerleri sorduğumda aldığım ilk yanıt Altare
della Patria oldu. ‘’ İnsanlar genellikle bu yapının içine girmeden ,
dışarıdan görmekle yetiniyorlar , yanlış yapıyorlar ‘’ dedi . (Maalesef bu
insan grubuna ben de dahilim ) Ara Pacis
müzesi de içinde Augustus döneminden günümüze kadar ulaşan bazı eserleri
barındırmasıyla bir hayli önemli olan ve
es geçilen yerlerdenmiş . Bunlardan başka Roma çevresinde de gezilip görülecek
çok güzel yerler varmış . Mesela Bracciano
Gölü , Castelli Romani bölgesi gibi.. Aşk Çeşmesi (Fontana di Trevi ) civarındaki
restaurantların en eski ve en iyi
restaurantlar olduğu , Romalıların makarnada
çok usta oldukları da ek bilgi . ‘’Bin çeşit makarna var , hangisini yiyeceğiz derseniz
’’ onu da sordum merak etmeyin . Bucatini all’Amatriciana , Pasta alla Carbonara , Pasta alla gricia, Rigatoni con la pajata
en çok giden makarna türevi yiyeceklerken , Coda alla vaccinara ve carciofi alla romana ( enginar
kızartması) da Roma’nın geleneksel yemeklerindenmiş . Gidecekler yazsın bir
kenara.
Gelelim benim gözümden Roma’ya . Daha önceki İtalya
yazılarımda da bahsetmiştim ‘’ Bu ülkede
içtiğim kahvenin tadı bir başka oluyor’’ diye . Roma’ya varır varmaz bu tip
bir İtalyan kahvesine olan hasretimizi giderdikten sonra şehrin en eski
yerleşim bölgesine ,merkezine gittik. Ilık bir bahar akşamı elimizde Amaretto
gelatolar (bademli dondurma) İspanyol
Merdivenleri , Trevi Çeşmesi , Piazza
Navona (Navona Meydanı) adım adım yorulmaksızın , büyülenmişçesine
gezildikten sonra sıra geldi dinlenmeye . Yerel Roma halkının pizza yemeye ,
şarap içmeye gittiği Trastevere
semti bizim de Spritz’lerimizi
alıp , sokağa atılan iskemlelere
yayılmak için seçtiğimiz yer oldu . Ve tesadüfen harika bir uyum yakaladık . Spritz & Trastevere !! Oulala.. (O anda beynimde Caro Emerald – A Night Like
This çalıyordu )
Ertesi gün Roma’daki minik ülke Vatikan
ilk durağımız oldu . Vatikan’da Papa’nın verdiği bir vaaze denk geldik . Gönül
isterdi ki gitmişken Sistina Şapelini de gezelim ama
önündeki kuyruğu görünce burada sıra
bekleyerek tatili yakmamak adına vazgeçtik el mahkum. Peşpeşe Kolezyum , Pantheon , Kutsal Melek Kalesi ,
Roma Forumu , Piazza Venezia gezildikten sonra Paglia sokağını keşfettik ve Roma’ya bir kez daha hayran kaldık .
Buradaki kısa soluklu dinlenmemize eşlik eden Prosecco (İtalyan şampanyası ) ise tek kelimeyle harikaydı .
Şampanyayla arası iyi olanlar mutlaka denemeli .
Villa Borghese (bahçe)
, Villa d’Este , Borghese Galerisi ,
Circus Maximus , Bocca della Verita, Hadrianus’un Villası , Caracalla
Banyoları , Quirinal Sarayı , Janiculum , Traianus Sütunu , Pincian Tepesi ,
Campo de ‘ Fiori (Pazar ) , Piazza del Popolo ,
Kapitolin Müzesi , Vatikan Müzeleri , Santa Maria Maggiore Bazilikası bu
şehirde görülmesi gereken başlıca yerlerden geriye kalanlar . Her karışına
hayran olduğum bu güzel şehirden ayrılmak çok zor oldu . Kalbimin bir kısmını
orada bıraktım desem yeridir.

Yorumlar
Yorum Gönder