Kalin Kamalin Kakalin Kamaya
Başlığı okuyunca kafanızda o şarkı çalmaya başladıysa
anlamışsınızdır artık . Evet ! Bugün Rusya’yı
anlatıyorum . Tarih boyunca iki ezeli düşman , kimi zaman da düşmana karşı ittifak oluşturup dost
olduğumuz bu büyük ülkeyle , ortak
geçmişimiz bir hayli eskilere dayanıyor. Hal böyle olunca da gittiğiniz bir müzede
karşınıza ‘’ Sarıkamış Harekatı ’’nı
canlandıran bir tablo çıkması şaşırtmıyor. Son yıllarda ekonomik
ilişkilerimizin tekrar güçlenmesiyle beraber nasıl tatil beldelerinde yeniden
Rus turistlere rastlamaya başladıysak ,
bir resmi veya dini bayramımızda Rusya’ya gittiğimizde de görüyoruz ki pek çok
Türk de artık tercihini Rusya’dan yana yapıyor.
MOSKOVA
Rus İmparatorluğu’nun son hakimi Çar II. Nikolay ‘ın kızı
Anastasiya Nikolayevna Romanova’nın hayatını anlatan ‘’Anastasia’’ kitabı , okumayı söker sökmez okuduğum ilk kitap
olmuştu . ( Kitapta üstünde çok durulan , Romanovların sonunu getiren ve Rusya’nın Şeytanı olarak bilinen , 80 lere damgasını vuran ‘’ Ra Ra Rasputin
,Lover of the Russian Queen ‘’ şarkısına konu olmuş ,dokuz canlı Rasputin
Rusya tarihine damgasını vurmuş enteresan bir zattır. Meraklılara duyurulur )
Bu kitabı okuduğumdan beri Rusya diyince aklımda hep buz tutmuş bir tren , kürk mantolu, kürk
şapkalı yolcular ve çok ama çok soğuk bir hava canlanırdı . Tüm bunların aksine
Moskova ılık bir bahar havasıyla karşıladı bizleri. İkinci şaşkınlığımı da Kızıl Meydan ’a gittiğimde yaşadım .
Meydanın ortasında GUM adında
kocaman lüks bir alışveriş merkezi var. Ee bu Kızıl Meydan komünizmin kalesi
değil miydi ? Alışveriş merkezi kapitalist bir yaklaşım olmamış mı biraz
sevgili Rusya ? Onun dışında herşey beklendiği gibi. Masallardan çıkmış gibi
duran Aziz Vasil Katedrali , Kremlin Sarayı , şehrin ortasından geçen Moskova Nehri , geniş caddeler ,
komünist blokları , her biri ayrı sanat eseri niteliğinde metro durakları (bir de keşke levhalar ve durak isimleri sadece
kiril alfabesiyle yazılmış olmasa.. ) , Lenin
Mozolesi (devrimci komünist lider) , Bolşoy
Tiyatrosu ( Fındıkkıran ve Kuğu Gölü Balesi Rus menşeilidir ya
hani ) , bizdeki İstiklal’in eline su dökemez bir Arbat Caddesi , her yerde matruşka
hediyelikler , üstünde Putin resmi basılı zibilyon tane obje , vodka vodka daha
çok vodka. İşte size Rusya . Ülke çok büyük ve kalabalık tamam da yemek
konusunda da geniş bir yelpaze sunmuyor maalesef. Ama gitmişken Beef Stroganoff (et soteden yapılan bir
Rus yemeği ) denemeden dönmek olmaz. ( Nazım
Hikmet , nam-ı diğer Mavi Gözlü Dev ‘in yattığı Novodeviçi Mezarlığı da Moskova ’ya gitmişken uğranması gereken
yerlerden biri zatımca. Alışıldık mezarlıklardan çok farklı bir yer burası )
ST.PETERSBURG
Ve Aziz Petersburg ! 42 ada , 55 kanal ve 500 e yakın
köprüsüyle ‘ Kuzeyin Venediki ’ diye
adlandırılan , 200 yıl boyunca Çarlık Rusya ‘sına başkent olmuş bu harika şehir
, çarlık Rusya’sına son vererek S.S.C.B ‘nin kurulumuna zemin hazırlayan Bolşevik Devrimi ‘nin (Ekim Devrimi) de
ev sahibidir aynı zamanda .( Şehir
1924–1991 yılları arasında yani Sovyetler Birliği döneminde Leningrad olarak adlandırılmıştır ) Rusya’nın Avrupa’ya Açılan Kapısı ünvanından
da anlaşılacağı gibi Avrupai bir havası var Petersburg’un . Açık hava müzesi
tadındaki bu şehirde binaların her biri incelikle işlenmiş birer sanat eseri . Sokaklarsa
cıvıl cıvıl . Yani Petersburg , Moskova’nın resmi ve soğuk ruhuna taban tabana zıt bir imaj çiziyor. Nevski Bulvarı her daim kalabalık . Voskresenia Khristova Kilisesi (Kanlı
Kilise) Moskova ’daki Aziz Vasil Katedrali ’ne benzer mimaride dizayn edilmiş
.( Bu ikisinin önünde fotoğraf çekilmeyeni dövüyorlar ) Ermitaj Müzesi , Kışlık Saray , Rus Devlet Müzesi , Saint Isaac
Katedrali , Kazan Katedrali , St. Michael Kalesi , Dostoyevsky’nin Evi Müzesi , Kunstkamera (Rusya’nın ilk müzesi ) ve
daha nice saray , müze ve kilise St.
Petersburg’da ziyaretçilerini bekliyor.
Ünlü Ruslar : Ivan
Pavlov (Pavlov’un Köpeği ) , Maxim Gorky
, Fyodor Dostoevsky , Leo Tolstoy , Pyotr Ilyich Tchaikovsky

Yorumlar
Yorum Gönder