BARSELONA VE ÇEVRESİ
Katalunya’nın başkenti , Avrupa’nın en geniş Akdeniz
sahiline sahip metropolü , mimarisinden dolayı RIBA (Royal Institute of British
Architects) tarafından altın madalyaya layık görülen ilk şehir , İspanya’nın
vazgeçemediği gözbebeği. Ve karşınızda Barselona !!!
Salvador Dali , Gaudi , Miro , Picasso gibi dünyaca ünlü
sanatçılar vardır ki bu şehirden bahsederken isimlerini anmadan geçmek olmaz. Barselona’yı
Barselona yapan mimari harikası yapılara imza atan Gaudi , kendine özgü
tarzıyla restore ettiği Casa Battlo binasıyla , şehri en güzel gören
tepelerden birinde konumlanmış Park Guell ’in yapımında dönemin kraliçesinin
yurtdışından sipariş ettiği ve gelirken yolda kırılan seramikleri değerlendiren
mimari zekasıyla , bitmeyen kilise Sagrada Familia’nın yapımına adadığı
hayatı ve talihsiz bir trafik kazası sonucu hayatını kaybedip , yine bu
kiliseye defnedilmesiyle dikkatleri üstüne çeker bu şehirde .
Konaklamak için tercihimiz olan, Costa Brava’nın en popüler
kumsal plajına sahip Lloret De Mar
bölgesi yılın yaklaşık 300 günü güneş almasıyla , harika doğasıyla ve turkuaz
rengi deniziyle kalpleri fethediyor . Gece hayatı da oldukça hareketli burada .
Bölgenin en meşhur gece klubü Disco Tropics, her gece farklı bir konseptle ziyaretçilerine
kapılarını açıyor . Lloret’e çok yakın mesafede bulunan Pinya de Rosa
isimli botanik bahçesi , dev kaktüsler
arasında gezmek isteyenlerin rotalarına mutlaka ekledikleri yerlerden . Tordera bölgesinde bulunan Castell
Medieval Comte de Valltordera adlı gösteri mekanına giderek burada ortaçağ
yemeği eşliğinde şövalye gösterilerini ve ardından muhteşem flamenko şovunu
izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Çılgın ressam Salvador Dali’nin doğduğu Figueras şehrinde bulunan ve oldukça
enteresan bir tasarıma sahip olan Dali Müzesi de , bu hayal gücü sınır
tanımayan dâhinin hayata baktığı pencereleri gösteren , insanı hayrete düşüren
ve ufkunu genişleten bir yer . Amerika
kıtasının kaşifi Kristof Kolomb’un bir süre burada kalarak , büyük keşif
yolculuğuna çıktığı yer olarak bilinen Tossa
de Mar bölgesi ise Old Town kısmında bulunan , günümüze kadar bozulmamış taş evleri ve
Arnavut kaldırımlı mahalleleriyle , kaleden görünen uçsuz bucaksız Akdeniz
manzarası ve güzel sahiliyle bölgenin cazibe merkezi haline gelmeyi başarmış
bulunmakta .
Ufak çaplı bu çevre gezisinden sonra başlıyoruz Barselona
şehrini keşfetmeye . Gitmediyseniz adını mutlaka duymuşsunuzdur ; La Ramblas
caddesi , şehrin en işlek caddesidir. Çiçekçiler , sokak sanatçıları , sağlı
sollu güzel binalar ve her milletten turistler süsler bu caddeyi. La Ramblas’
da Plaça de Catalunya istikametinde giderken sol tarafta kalan La Boqueria
isimli büyük pazarda ise adeta yok yok . Daha önce adını bile duymadığımız
meyvelerin sularını içme fırsatı sanırım benim için pazarın en güzel kısmıydı. Limana
doğru yürüdüğünüzde ise caddenin sonundaki meydanda dev bir Kolomb Heykeli
karşılar sizi. Bu heykel, Kolomb’un Amerika seferi dönüşünde , yanındaki 6
Karayipliyle ayak bastığı yere yapılmıştır. Limanın en göz alıcı yerinde
konumlanmış Katalunya Tarihi Müzesi , Discovery Channel’a göre Dünya’nın
en iyi şehir plajı olan Barcelonata , Barcelonata Plajı’nın sonunda
bulunan ve şehrin en iyi gece klüplerinden bir olan Opium Mar , bir zamanlar boğa güreşlerinin yapıldığı Endülüs
Arenası, Barcelona FC ‘ın evi Camp Nou stadyumu , akşam muhteşem
ışıklı su gösterilerini görmek için Montjuic Tepesi , büyük meydan Plaça
de Espanya , eski şehrin kalbi gotik mahalle Barri Gotic , ziyaret
edilmesi gereken başlıca yerlerden. ( Ek bilgi : Avrupa’ nın en büyük eğlence
parklarından Port Aventura , Barselona’ya çok yakın olan Tarragona şehrinde bulunmaktadır )
Yerli Tatlar
Barselona’nın enfes tatlarının başında , bir deniz ürünlü
risotto türevi olan Paella , çiğ
sebzelerden yapılan ve soğuk servis edilen Gazpacho çorbası , patatesli omlet ,
Tapas ve tabi ki meyveli İspanyol şarabı olarak bilinen Sangria yer alıyor. Her ne kadar İtalyan kahvesi olsa da Cortado
da oldukça başarılılar genel olarak .

Yorumlar
Yorum Gönder